12 Ağustos 2011 Cuma

Bu Çinliler ile ne yapacağız diye kara kara düşünüyorum

Sevdiğim Karadeniz fıkralarından biridir:
Karadenizliler Çin’e savaş açmış durumu bir mektupla Çin yetkililerine bildirmişler. Çinliler de kabul ettiğini bir mektupla bizim Lazlara bildirmişler. Lazları almış bir telaş…
Durumu anlayamayan bir vatandaş sormuş:
-Yahu Temel bu savaşı siz açtınız, ne diye kara kara düşünüyorsunuz, yoksa korktunuz mu?
Temel çıkışmış:
-Ne korkması, o kadar Çinliyi nereye gömeceğiz diye düşünüyoruz…
                    
Artık Çinliler, sadece sayısal çoklukları ile değil ekonomik ve askeri güçleri ile de kara kara düşündürüyor.
Gazeteler, dünyanın şerifliğini 1945’lerde İngilizlerden devralan ABD’nin küresel imparatorluğunun sona erdiğini yazıyor:

“Çin, Batı ile arasındaki farkın kapanmakta olduğunu göstermek için hiçbir fırsatı kaçırmıyor: Olimpiyat Oyunları’nı düzenliyor, Expo 2010’a ev sahipliği yapıyor, taykonotlarını uzaya, araştırma denizaltılarını denizin derinliklerine gönderiyor, beş yıl zarfında dünyanın en büyük hızlı tren ağını inşa ediyor. Pekin Halk Üniversitesi’nden Profesör Jin Canrong, Çin’in uslu bir öğrenci gibi Washington’daki büyük ustasının sözünü dinlediği günlerin geride kaldığını söylüyor. ‘Durum beş yıl öncekinden çok farklı." diyen Canrong "Çin ve ABD ilişkilerini artık eşit düzeyde sürdürüyorlar. Geçmişte ABD taleplerini dile getirir, Çin de öğretmeninin sorularını cevaplandıran bir öğrenci gibi cevap verirdi, yani çok pasif bir roldeydi’ şeklinde konuşuyor.”

Bu satırlar bana yıllar önce okuduğum İhsan Sabri Çağlayangil’in anılarını hatırlattı. Usta gazeteci Tanju Cılızoğlu’nun kaleme aldığı “Kader Beni Una Değil Üne İtti” isimli kitapta Çağlayangil, Pakistan Devlet Başkanı Eyüp Han ve Zülfikar Ali Butto ile konuşmalarını anlatıyor.
Türkiye ve dönemin İran yönetimi, ABD’nin isteğiyle Pakistan’ın Çin ile ilişkilerini kesmeye zorluyor. Ancak Pakistan direniyor.
Sonrasını Çağlayangil’in ağzından dinleyelim:
“Butto bana Tahran’da bir gece kulübünde biraz içkili durumunda ‘Siz hain-i vatansınız. Günün birinde Sovyetler ile ABD anlaşacak ve dünyayı nüfuz bölgelerine ayırmak isteyecekler. Böyle bir duruma karşı çıkacak tek güç Çin’dir. Çin bugün ekonomik bakımından güçsüz ama yarın şartlar değişecektir. Silahlarını güçlendirecektir. Çin güçlenince ona yanaşmak isteyeceksiniz ama o nazlanacaktır’ dedi.”
Pakistan’ın o dönem hayatlarıyla bedel ödeyen yöneticileri doğru mu söylüyordu?

Uzmanlar geleceğe yönelik şu öngörüde bulunuyor: “Çin, yeni kazandığı gücün aynı zamanda da sorumluluk anlamına geldiğinin farkında. Çin bu sorumluluğu üstlenmeye hazır.”
Ya biz?
Değişen dünya koşullarının bizim için ne anlama geleceğinin farkında mıyız?
Bir dostuma sordum:
-Yahu Ademcim hamburger falan iyiydi, bu Çin mutfağı çok kötü, düşünsene bunların fast foodları her yere yayılmış. Düşünsene film diye sırf karate filmleri dayatılıyor. Herkes Çinlilere benzemek için botoks ile gözlerini çektiriyor.
Düşündüm.
Şimdi kara kara düşünüyorum.


(Bu yazı www.bizbolulular.com adresinde de yayınlanmıştır.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder