Babamın arkadaşı İsmet abi Beşiktaşlıydı. Eve her gelişinde benim aklımı çelmek için vaat üzerine vaat sıralardı:
-Yeni bir elbise alayım…
-Yıl boyunca okul harçlığı benden…
-Kabul et hemen siyah beyaz spor malzemeleri hazır.
Çok küçüğüm ama kararlıyım. Benim kaşlar yukarıda, başımı sürekli geriye doğru kaldırıyorum.
İlk hangi an Fenerbahçeli hissettiğimi bilmiyorum ama Cemil Turan’ın transferini gazetede görünce “Cemil’i aldık Cemil’i aldık” diye mahallede tur attığımı hatırlıyorum.
İsmet Abinin cazip tekliflerine rağmen Fenerbahçelilikten taviz vermeyen küçük aklım, “Taraftar renklerini satmaz” diyordu.
Yıllar sonra spor muhabiri oldum. Bir Beşiktaş maçını izleyeceğim bir gece önce kamp yapılan oteldeyim. Beşiktaş’ın Şevket Babası ile röportaj yapmak istiyorum.
Bana şöyle bir bakıyor:
-Çocuk sen Fenerli misin?
-O kadar belli oluyor mu?
-Oluyor, oluyor siz Fenerliler de farklı bir hava var. Kendinizi belli ediyorsunuz hemen.
Belki o olumsuzlamıştı ama o “farklısınız” tespiti benim hoşuma gitmişti.
İslam Çupi’nin “Fenerbahçe büyüklüğü ne kupa büyüklüğü ne de şampiyonluk büyüklüğüdür. Fenerbahçe büyüklüğü öyle bir büyüklüktür ki, adı konamaz” cümlelerini daha iyi anlamıştım o gün…
Yıllar geçti…
Kadıköy’de Fenerbahçe’yi mabedinde seyretmek çok güzel ama ben futbolum estetik tarafına daha bir aşık olmuştum.
Ta ki şike operasyonuna kadar.
Bir Pazar sabahı kabusu olarak başlayan o operasyonun merkezine Fenerbahçe ve onun başkanı konmuştu. Benim “Sarı-Lacivert” renklerimin üzerine birileri çamur sıçratmaya çalışıyordu.
Tüm Fenerliler gibi travma yaşayanlardanım.
Ve olaylardan sonra ilk kez yazıyorum.
Gelin biraz sağduyu ile bize kendimizi farklı ve ait hissettiren takımımızı bu duruma düşüren operasyonu irdeleyelim:
İşin üç penceresi var ele alınacak…
a-Hukuki,
b-Sportif,
c-Ekonomik.
Hukuken, yeni yasa sonrası şikenin takip altına alınması normal ve doğru. Ancak çok gizli bilgi kirliliğinin engellenmesi iddiasıyla düne kadar sanık avukatlarına bile delillerin verilmediği operasyonda toplandığı iddia edilen delillerin çarşaf çarşaf yayınlanması trajikomiktir. Operasyon karşısında bende mide bulantısı yaratmıştır. Bazı yeni dönem gazetecileri operasyondaki yeni dalgaları bile yazabildiler.
Bunun neresi gizli?
Nasıl kirlenecekmiş, bilgiler?
Herkesin gazetelerden okuduğu bilgileri karartmasın diye camiamızın birçok ismi içeri alındı.
Üstelik sağduyu sahibi hukukçular elde olduğu söylenen belge ve bilgilerle bu davadan hapis kararları çıkmasının zor olduğunu söylüyor.
İtirafçı arama çığırtkanlığı da bu yüzden bu kadar açık görülebiliyor.
Gelelim sportif tarafına…
Fenerbahçe sadece futbol değil tüm branşlarda başarı çıtasını yukarı çekmiş bir kulüp. Bugün Türk sporunun lokomotifi Fenerbahçe’dir.
Fenerbahçe Kulübü’nü böylesine acımasızca yaralamak sadece Fenerbahçe’yi değil, marka değerini yitiren futbol başta olmak üzere birçok spor dalını 20 yıl geriye atar.
İtalya’yı örnek verenler, şike operasyonu öncesi İtalyan futbolunun nerede olduğuna ve şimdi nerede olduğuna bir baksınlar.
İtalya, İspanya ve İngiltere’nin önünde futbol dünyasının lokomotifiydi. Şimdi ise Bundesliga’nın bile gerisinde kaldı.
Türk futbolu İtalyan futbolundan çok daha kötü etkilenir.
Diğer yandan Türk futbolu için “Masum değiliz hiçbirimiz” şarkısı doğru bir tercih değil midir?
Yeni bir başlangıç yapmak ihtiyaçsa bu herkesin elinin taşın altına sokulduğu bir yöntemle yapılması gerekir
Ve ekonomik pencere…
Aziz Yıldırım ve Serdar Adalı ile ilgili helikopter ihalesi iddiaları tüyler ürpertici…
Geçtim.
Bu operasyon adam gibi yönetilmezse Türk futbolunun yarattığı ekonomi çökecektir. Lig TV’nin ve Kulüpler Birliği’nin feryatları bu yüzdendir.
Dünyanın krize gittiği, birkaç milyar dolar için taklalar attığımız bir dönemde yarattığı ekonomi milyar doları aşan futbolu yok etmenin bu ülkeye ne faydası olacaktır?
Kim cevaplayacak merak ediyorum?
Son söz taraftar için.
Taraftar, zor günde takımına sahip çıkan adamdır.
Ne mutlu bana ki Fenerbahçe camiasının bir parçasıyım. Çünkü Fenerbahçe taraftarı takımıyla omuz omuza..
Topuk Yaylası’nda…
Cadde’de…
Metris önünde…
Saraçoğlu’nda…
Usta şair Nazım Hikmet "Fener'e kanımın kaynamaya başlaması başka sebepten...
Son yaptığım içtimai, felsefi, harsi, kozmografi tetkikat neticesinde, anladım ki, Fener, İstanbul, Kadıköy, filan semtlerinin mümessilidir... Galatasaray Beyoğlu, Şişli semtlerinde taraftar sahibidir... Fener'in kaptanı Sirkeci'de dükkan açmış... Galatasaray'ınki Beyoğlu'nda.
Ben, iki gözüm, spordan anlamam ama, şimdi neden, Fener'in taraftarı, Galatasaray'ın balosu, müsameresi çoktur bunu anladım işte. Sporda da olsa, halka dayanalım vatandaşlar!. Halka, kapılarımızı geniş açalım iki gözüm!" diye yazmıştı.
Fenerbahçe halktır…
Halk takımına sahip çıkmaya devam edecek…
Renklere çamur atmaya kalksalar da, tutmayacak.
Bir Cumhuriyeti yıkmak o kadar kolay değildir.