Bir cümleye yükleyeceğin
yükü, bazen bir trene bile taşıtamazsın.
İşte
Balyoz davasında karar öncesi diyeceğiniz
son bir şey var mı sorusuna emekli paşa Çetin Doğan’ın verdiği yanıt:
-Vereceğiniz
karar hakkınızda hayırlı olsun.
Sanırım
yıllar sonra bile Balyoz davasının sembol cümlesi olacaktır.
Ya
da 28 Şubat sürecinde askerlere neden
karşı çıkmadığı sorulan Demirel’in “zaman-
mekan ve koşulların gereği başkadır” anlamında verdiği cevap gibi:
-Dünkü güneşle
bugünkü çamaşır kurutulmaz.
***
Eğer
kelime seçimlerinde hata yaparsan o cümle hayatın boyunca senin peşinden gelir.
Tansu
Çiller’in kelime ve isim gafları meşhurdu ama Amerika- Rusya ekseninde iktidar
kavgasının yaşandığı Azerbaycan’ın lider adayları ile ilgili dil sürçmesi tıpkı Azeri
politikamızın karmaşası gibiydi.
Profesör
olan kadın başbakanımız, Elçibey ve Aliyev isimlerini karıştırıp Alibey yapıverdi.
Trajikomik
devlet politikamızın yansımasıydı o…
Tabi
o yanlışlar peşinizi bırakmaz.
Süleyman Demirel’in “Dün dündür, bugün bugündür” sözü gibi yıllarca sizi takip eder
söyledikleriniz.
***
Bazen
de cümlelerin içine gizlenmiş gerçekler
vardır.
Okursanız
dehşete kapılırsınız…
Çok
şaşırtır sizi…
Fırından
yeni çıkmış bir örnek:
TÜSİAD’ın
başkanı Ümit Boyner bir soru üzerine “Başbakan’dan korkmuyorum” dedi.
Erdoğan
da “Biz de bir hanımefendiyi korkutmayız” mealinde bir cevapla geçiştirdi.
Ama
“karpuzcu” arkadan geliyordu.
Başbakan
Tayyip Erdoğan, gerçek cevabı sonradan verdi.
Sabah
Gazetesi yazarı Süleyman Yaşar, Başbakan Tayyip Erdoğan’a soruyor:
-Dolaylı vergiler genellikle artırılıyor.
Yalnız siz şunu söylediniz: ‘TÜSİAD’a baktım; tamam vergilerini ödüyorlar ama
istenilen düzeyde değil.’ Dünyada aşırı finansal kazançlardan dolayı zenginlere
ilave vergiler getiriliyor. Bizde böyle bir şey düşünüyor musunuz?
Başbakan
Erdoğan’dan cevap:
-Niye olmasın.
Beklediğimizi alamıyorsak bir şeylerin olması lazım; Zenginden ek vergi
alınabilir.
Boyner’e
tekrar sormak lazım; Başbakan’dan korkuyor mu korkmuyor mu?
***
Gelelim
PKK ile görüşme meselesine..
Oslo
görüşmelerini MHP ilk dillendirdiğinde Başbakan:
-Kim PKK ile
görüştük diyorsa şerefsizdir.
Sonra:
-Ben görüşmedim,
devlet görüştü.
Daha
sonra:
-Görüştük,
sorunu çözme arayışıdır, bu…
Şimdi:
-Görüşmeler
sürecek ama terör uzantısı siyasiler değil gerekirse İmralı ile de görüşürüz, diyor.
Gazetelere
bakın Öcalan’ı şirin gösterecek haberlerin manşetlerde olduğunu göreceksiniz.
Neymiş,
Öcalan kimse ölmesin istiyormuş, Suriye PKK’yı ikiye bölmüş, kurtarıcı gibi
teröristbaşına sarılıyoruz.
Bir
ata’cümle’si o zaman:
-Denize düşen
yılana sarılır.
***
Cümleler
hayatta sadece siyasetin şifrelerini
taşımıyor ki…
İlişkilerde cümle
katarının üzerine konulan her kelime çiftleri ya sarmala ya da birbirinden
uzağa taşımaz mı?
Ama
mesele “kadın” olunca…
Ama
mesele “erkek” olunca…
En kritikleri hiç
söylenmemiş olan cümlelerdir.
Yazının
başında “Bir cümleye yükleyeceğin yükü,
bazen bir trene bile taşıtamazsın” demiştim.
Bir
hatırlatma daha yapayım.
Çok zaman o
cümleyi beklersin ilişki istasyonun da.
Değil
mi?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder