Türkiye
2020’de hem Avrupa Futbol Şampiyonası
hem de Olimpiyatları aynı anda
yapabileceğini düşünüyor…
Daha
önce bu iki organizasyondan birini yapmış mıyız?
Hayır.
Ne
denir bu cesarete:
“Ayranı
yok içmeye, tahterevan ile gidiyor s..maya” mı yoksa “Bak ne
kadar cesur bir ülkeyiz hiç denenmemişi yapmaya çalışıyoruz” mu?
Vatandaşını “kısa yoldan köşe dönmeci” olarak dizayn eden bir sistem emek ve
liyakat denklemini doğru kurumaz. Ne varsa ister.
Neyi
alır bu durumda?
Buna
babalarımızı hatırlatan bir cevap biliyorum.
xxx
Bu
cahil köşe dönmeci basit düşünen
zihniyet bizim siyasetimize de hakim.
Kendilerine
dayatılan “Komşularla sıfır sorun stratejisi”nin
başkalarının “taktiği” olduğunu
anladığında tüm komşularıyla sorunlu olan bir iktidarı “Bahar havası” çarpması normal değil mi?
Arap Baharı’nın
şiddet sonuçları ülkemiz içinde PKK Baharı havası yaratınca bağırmanın anlamı
var mı?
Adama
“dön arkana yaptıklarına bir bak”
derler.
Daha
acısı; Muhalefetten bir milletvekilinin kaçırılmasını “düzmece” olarak niteleyenler, kendi il başkanları kaçırılınca
feryad-ı figan edince ne kadar
inandırıcı olabilir.
Kısacası
komşularla sıfır sorun diyenlerin içerde ve dışarda “onlarca yeni sorun çıkartıp var olanları da büyütmesi” trajikomik
değil mi?
Xxx
Afyon
Valisi’nin 25 şehit nedeniyle şehrinde
matem havası varken Genelkurmay Başkanına kilim hediye ederek bölgenin bu
anlamda ticaretine dikkat çekmesine acı
acı güleyim mi yoksa kahkahalarla ağlayayım mı şaşırdım.
Vali
sanırım “reklamın kötüsü olmaz dikkat
çekeni ya da çekmeyeni olur” demiş ve kilimlerin ve bilumum Afyon
ürünlerinin reklamını yapıverdi.
Toplumun
hissiyatıyla oynanmış, sırası değilmiş, reklamcı için önemli değildir(!)
Hala
kararsızım ağlayayım mı güleyim mi?
Xxx
Tarih
tekerrürden ibaret derler.
Kaddafi’nin
ölümü ile ABD Büyükelçisinin ölümünün benzerliği çok acı bir benzerlik değil
mi?
O
fotoğraflara bakınca bir şey hissetmemiş
olmam acaba benim insanlıktan çıktığımı mı gösteriyor yoksa insanlığın bu
hale gelmesine sebep olanlara üzülemiyor muyum?
Bilemedim.
xxx
Tabi
bir de yeni muhafazakar dizimiz var. Bütün muhafazakarların, kapalıların iyi,
başı açıkların tu kaka olduğu formatıyla sokağımızda “huzur” kaçırtabilecek bu dizinin adının Huzur Sokağı olması garip bir tesadüf mü yoksa “komşularla sıfır sorun” stratejisinin
bizim sokaktaki mikro uygulaması mı?
Huzursuz
oldum gerçekten…
Xxx
22
yıllık gazeteci oldum.
Hala
bizim mesleği pek anlayamadım.
Alex’i
oynatmıyor diye Aykut Kocaman’ı linç etmek isteyen bir grup meslektaşımın
arzusunu çözemiyorum.
Adam
“hiç oynatmayacağım” demiyor ki “Maçın zorluk derecesine göre oynatacağım”
diyor.
Aynı
şey Abdullah Avcı için Selçuk Şahin meselesinde geçerli…
Her
iki teknik adam da bilimsel verileri kullanıyor ama futbolun “basit” kural yapısı nedeniyle kendisini
Morinho kıvamında sanan herkes “Vay
nasıl oynatmazsın” diye bağırma hakkını kendinde buluyor.
Hiç
kimse bu teknik adamlara saygı göstermiyor.
Asıl basit olan
futbol değil, futbolun herşeyini biliyorum sanmaktır.
Bilime
inanmamaktır.
Xxx
Ve
haftanın en anlaşılır soru ve cevabı…
NTVSPOR’da
Aziz Yıldırım’a “Alex’in heykeline karşı
mısın” diye sordular O da şöyle cevap verdi:
-Ben bu ülkede
sadece Atatürk’ün heykelini yaptırır ve açarım.
Ders
kitaplarından Atatürk çıkarılırken çok okkalı cevap oldu.
Alkış.
NOT: Bu yazı aynı zamanda www.bizbolulular.com haber portalında da yayınlanmıştır.
NOT: Bu yazı aynı zamanda www.bizbolulular.com haber portalında da yayınlanmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder