14 Eylül 2012 Cuma

Memleketteki tuhaf soru‘n’lara anlamlı cevap önerilerim



Türkiye 2020’de hem Avrupa Futbol Şampiyonası hem de Olimpiyatları aynı anda yapabileceğini düşünüyor…
Daha önce bu iki organizasyondan birini yapmış mıyız?
Hayır.
Ne denir bu cesarete:
 “Ayranı yok içmeye, tahterevan ile gidiyor s..maya” mı yoksa  “Bak ne kadar cesur bir ülkeyiz hiç denenmemişi yapmaya çalışıyoruz” mu?
 Vatandaşını “kısa yoldan köşe dönmeci” olarak dizayn eden bir sistem emek ve liyakat denklemini doğru kurumaz. Ne varsa ister.
Neyi alır bu durumda?
Buna babalarımızı hatırlatan bir cevap biliyorum.
xxx

Bu cahil köşe dönmeci basit düşünen zihniyet bizim siyasetimize de hakim.
Kendilerine dayatılan “Komşularla sıfır sorun stratejisi”nin başkalarının “taktiği” olduğunu anladığında tüm komşularıyla sorunlu olan bir iktidarı “Bahar havası” çarpması normal değil mi?
Arap Baharı’nın şiddet sonuçları ülkemiz içinde PKK Baharı havası yaratınca bağırmanın anlamı var mı?
Adama “dön arkana yaptıklarına bir bak” derler.
Daha acısı; Muhalefetten bir milletvekilinin kaçırılmasını “düzmece” olarak niteleyenler, kendi il başkanları kaçırılınca feryad-ı figan edince ne kadar inandırıcı olabilir.
Kısacası komşularla sıfır sorun diyenlerin içerde ve dışarda “onlarca yeni sorun çıkartıp var olanları da büyütmesi” trajikomik değil mi?

Xxx

Afyon Valisi’nin 25 şehit nedeniyle şehrinde matem havası varken Genelkurmay Başkanına kilim hediye ederek bölgenin bu anlamda ticaretine dikkat çekmesine acı acı güleyim mi yoksa kahkahalarla ağlayayım mı şaşırdım.
Vali sanırım “reklamın kötüsü olmaz dikkat çekeni ya da çekmeyeni olur” demiş ve kilimlerin ve bilumum Afyon ürünlerinin reklamını yapıverdi.
Toplumun hissiyatıyla oynanmış, sırası değilmiş, reklamcı için önemli değildir(!)
Hala kararsızım ağlayayım mı güleyim mi?

 Xxx

Tarih tekerrürden ibaret derler.
Kaddafi’nin ölümü ile ABD Büyükelçisinin ölümünün benzerliği çok acı bir benzerlik değil mi?
O fotoğraflara bakınca bir şey hissetmemiş olmam acaba benim insanlıktan çıktığımı mı gösteriyor yoksa insanlığın bu hale gelmesine sebep olanlara üzülemiyor muyum?
Bilemedim.

xxx

Tabi bir de yeni muhafazakar dizimiz var. Bütün muhafazakarların, kapalıların iyi, başı açıkların tu kaka olduğu formatıyla  sokağımızda “huzur” kaçırtabilecek bu dizinin adının Huzur Sokağı olması garip bir tesadüf mü yoksa “komşularla sıfır sorun” stratejisinin bizim sokaktaki mikro uygulaması mı?
Huzursuz oldum gerçekten…

Xxx

22 yıllık gazeteci oldum.
Hala bizim mesleği pek anlayamadım.
Alex’i oynatmıyor diye Aykut Kocaman’ı linç etmek isteyen bir grup meslektaşımın arzusunu çözemiyorum.
Adam “hiç oynatmayacağım” demiyor ki “Maçın zorluk derecesine göre oynatacağım” diyor.
Aynı şey Abdullah Avcı için Selçuk Şahin meselesinde geçerli…
Her iki teknik adam da bilimsel verileri kullanıyor ama futbolun “basit” kural yapısı nedeniyle kendisini Morinho kıvamında sanan herkes “Vay nasıl oynatmazsın” diye bağırma hakkını kendinde buluyor.
Hiç kimse bu teknik adamlara saygı göstermiyor.
Asıl basit olan futbol değil, futbolun herşeyini biliyorum sanmaktır.
Bilime inanmamaktır.

Xxx

Ve haftanın en anlaşılır soru ve cevabı…
NTVSPOR’da Aziz Yıldırım’a “Alex’in heykeline karşı mısın” diye sordular O da şöyle cevap verdi:
-Ben bu ülkede sadece Atatürk’ün heykelini yaptırır ve açarım.
Ders kitaplarından Atatürk çıkarılırken çok okkalı cevap oldu.
Alkış.

NOT: Bu yazı aynı zamanda www.bizbolulular.com haber portalında da yayınlanmıştır.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder