-Taraftarlık,
din ve milliyetten sonra en önemli adiyet duygusudur.
Fenerbahçeliler
geçen yıl bu tezi doğruladı; takımlarınını ele geçirme ve başkanlarını hapse
tıkma operasyonuna karşı tek yürek oldu.
“Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu”
ya da Aziz Yıldırım’ın deyimiyle “Fenerbahçe
Türkiye’dir” söylemini haklı çıkaracak güç ve içerikte eylemler yaptı ve
dayanışma gösterdi.
Manisa
maçında tribünleri 50 bin kadın ve çocuk doldurduğunda Fenerbehçe tarihinde yeni bir dönem başlamış oldu.
***
Ancak
bu kırılma döneminin yarattığı bir “öteleme-
erteleme süreci” de yaşandı.
Geçen
yıl Fenerbahçeliler için skorlardan ve şampiyonluktan daha önemli bir “onur mücadelesi” vardı; bu yüzden
birçok meselenin üstü örtüldü.
Oysa
“Alex meselesi” ince ince geçen yıl
da vardı.
Aykut
Hoca’nın bilimsel verilere ve antreman
performansını baz alan kadro yapısı anlayışı geçen yıl da vardı.
Ancak giden oyuncular nedeniyle “kadro derinliği” kaybolunca bunlar
pratikte rafa kalkmış oldu.
Başkan
Aziz Yıldırım”ın “tek adamcılığı”, o
tutuklanınca hepimiz tarafından unutuldu.
Bu yıl durum
değişti o örtü kalktı…
Geçen
yılın haksızlığa uğramış ve gözünü dışarıdan gelen tepkilere çevirmiş
Fenerbahçeliler, söz konusu üç meseleyi önlerinde buldu.
Şimdi
de bir kaos ortamı var.
***
Ben
bu durumu normal bulanlardanım; tez- antitez- sentez zincirlemesinde “antitez zamanı”ndayız. Yanı dışa karşı
şiddetli bir savunmanın –tez dönemi- ardından
içe dönüp kendi meselelerinle yüzleşme dönemi bu. Sonrasında ise sentez dönemi
yani yeni dengelerin kurulduğu “gerçek
ve güçlü Fenerbahçe dönemi” gelecek…
Ama elbete
senteze ulaşana kadar ciddi tartışmalar ve travmalar yaşanacak.
Öyleyse
bu üç konuda fikir söyleme zamanındayız.
***
1.Alex- Aykut
Hoca tartışması:
Bu
meseleyi doğru anlamak için önce Aziz
Yıldırım neden Aykut Hoca
ilişkisini anlamak lazım.
Aziz Başkan,
daha önce Mustafa Denizli ile uzun bir yol arkadaşlığı denedi.5 maçlık üst
üste yenilme serisi 1.5 yıllık Mustafa Denizli döneminin çabuk bitmesine yol
açtı.
Aziz Yıldırım,
aynı hatayı Aykut Kocaman için yapmak istemiyor ve görünen o ki
yapmayacak. Yani Aykut Hoca sonuçlar ne olursa olsun Aziz Yıldırım başkan
kaldığı sürece teknik direktör olarak kalacak. Bunu son olarak NTVSpor’da katıldığı Futbol Aktüel Özel programında da açık
açık söyledi, Aziz Başkan..
Başkan arkasında
bu kadar güçlü iradeyle durunca Aykut Hoca da uzun vadeli bir çalışma planı
çıkarmış. Bu planın içinde takımı gençleştirmek, çok koşan pres yapan ve topa
90 dakika boyunca rakibene oranla çok daha fazla sahip olan bir takım yapmaya
çalışıyor.
Ve Alex bu
kriterlere uymuyor…
Bu
nedenle ona verdiği süreyi azaltmak istiyor Aykut Hoca…
Doğru
bulursunuz bulmazsınız, plan bu…
Ancak
Alex gibi bir oyuncunun statükosunu değiştirmeye kalkarsanız, yani onu takım
liderliğinden alır “tali unsur-yardımcı
unsur” muamelesi yaparsanız karışıklık çıkacağı da kesindir.
Sonuçta futbolu
bilimsel rakamlara bakarak değil, gözüyle sahaya bakarak anlayan taraftarlar da
onun heykelini dikerler.
İyi
de ne olmalı?
Öncelikle
heykeli de açılmışken Alex, hakkındaki planlarla ilgili zorlaştırıcı değil
kolaylaştırıcı ve yardımcı olmalıdır.
Aykut
Hoca Alex’ten alabilecği maksimum verimi almaya çalıştığını göstermelidir.
Ve
kalıcı çözüm için Alex ve Fenerbahçe ilişkisi futbolcu- kulüp ilişkisinden
başka bir şeye dönüşürülmelidir. Uygun olanı sezon sonunda jübile yapmaktır, “efsane”ye…
Ama o eğer
oynamak isterse onun jübile öncesi Cruziero’ya gitmesine izin verilmeli,
futbolu bıraktıktan sonra da muhakkak, kulüp içinde değerlendirilmelidir. Çünkü
camiaya ışık tutan bu marka isimlerdir. Alex markasını Fenerbahçe mutluka
kullanmalıdır.
Tabi
bunu yaparken Aykut Kocaman markasını karalamaya çalışanlara da prim vermemek
gerekir.
***
2.Aykut Hocanın
oyun felsefesi:
Kocaman,
gösterişsiz oynayan ama topa sahip olan güçlü bir takım istiyor. Lafı uzatmadan
anlatmak gerekirse Play-off’taki Galatasaray ile Kadıköy’de oynadığımız son maç
gibi oynamak istiyor. Yani rakibe pozisyon vermeyen ve golü sabırla arayan bir
takım.
Golü bulunca da
Türkiye Kupası Finali’ndeki Bursa maçında olduğu gibi rakibe sahayı dar eden
bir takım istiyor.
O
oyunu kalıcı yapmak istiyor.
Doğrusu ben de o
sistem oturmadan Avrupa’da başarının gelmeyeceğine inanıyorum.
***
3.Aziz Yıldırım:
Aziz Başkan
kulüp tarihinin efsane başkanıdır.
Tesisleşme ve
bütçe konusunda yönetimleriyle birlikte kulübü getirdiği nokta tartışılmaz.
Amatör
branşlarda ülke sporuna verdiği katkı inanılmaz.
Türk futboluna
Ligtv’yi sıkıştırarak rekabeti kızıştırarak kazandırdığı bütçe göz kamaştırıcı.
Türk futbolunu
temizleme iddiasındakiler onu kurban ilan edip içeri atınca gösterdiği duruş,
kahramanca…
Hepsine
eyvallah…
Ancak
“ben” demek ona yakışmıyor.
Bu
yüzden tartışmaya açılmak isteniyor.
Oysa
Aziz Başkan “Çılgın projeleri”ni
hayata geçirmek için rahat bırakılmalı. Kendisi de bu sürece “ekip ruhunu” ön alarak katkı
vermelidir.
***
Son
cümle; Fenerbahçe masa üstüne aldığı
sorunlarını aşar. Çünkü o aidiyat
duygusu taraftarında, o azim teknik kadrosunda ve büyük planlar başkanı ve
yönetiminin kafasında var.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder