Eğer
seçim sonuçlarına inanamadıysanız “bilimsel kabullenme süreçlerinin inkar”
bölümünde kalmışsınız demektir.
Ancak
siyasal ve sosyolojik bir gerçeklik olarak Adalet ve Kalkınma Partisi önünüzde
duruyor.
Bırakın
“bu ülkede yaşanmaz” kızgınlığını…
Bırakın
“Ya nasıl oy çalıyorlar anlayamıyorum” safsatasını…
Bırakın,
“bu millet adam olmaz” üstten bakışını…
İnkar
etmek, şaşırmak ve kızmaktan farklı olarak anlamak zorundasınız.
Bu
iktidar bir Türkiye gerçeği…
***
Ancak
daha önemlisi de var…
Adalet
ve Kalkınma Partisi Türkiye’de seçim ve siyaset işini en kurumsal yapan parti…
7
Haziran’ı en doğru okuyan parti…
Bakın
7 Haziran’da yüzde 9 oy kaybettiler ama kendilerine oy vermeyenlere tek kelime
etmediler.
“Mesajınızı
anlıyoruz” dediler…
“Fabrika
ayarlarına geri dönüyoruz” dediler.
Gocunmadılar,
halkın prim verdiği CHP’nin ekonomik vaatlerinin benzerlerini söylediler. Çünkü
Adalet ve Kalkınma Partili teşkilatlar raporlarında bu vaatlerin etkisini
yazmışlardı.
Yetmedi…
Aday
listelerini güncellediler.
Yetmedi…
1
Kasım mesajlarında da iktidar partisi istikrarın öneminin altını çizdi.
Slogan
olarak “Tek başına iş başına” dediler. Yani “güçlü hükümet istikrar getirecek
bu belirsizlik bitecek” mesajını verdiler.
“İlk
günkü aşkla” dediler, yani “Biz hatamızı biliyoruz. 2002 heyecanıyla
karşınızdayız” dediler.
Terör
meselesinde devlet duruşunu gösterip ilk kez terör meselesi nedeniyle MHP’nin
oy kaybetmesini sağladılar.
***
Tüm
bunlar profesyonel ve organize bir çalışmanın, kurumsal varlığın sonucu…
Bu
nedenlerle Adalet ve Kalkınma Partisi gerçeğini inkar etmek muhalefete sadece
kaybettirir.
CHP,
MHP ve HDP sandıkta aradığını bulamadı dedik ama şimdi ne olacak?
Ben
lafı dolandırmadan muhalefet ile ilgili düşüncelerimi de söyleyeceğim.
***
Cumhuriyet
Halk Partisi’nden başlayacağım. CHP 7 Haziran ve 1 Kasım’da mükemmele yakın bir
seçim kampanyası yaptı.
Yaptı
ama oylar da milim kıpırdama olmadı.
7
Haziran’da yarım puan düşen oylar, 1 Kasım’da yarım puan arttı.
Anlamlı
değişim olmadı.
Şimdi
birileri “CHP’de genel Başkan sorunu var” diyor.
Yanlış. Yeteri kadar açıklayıcı bir analiz olmaz bu yaklaşım.
CHP’de
sosyolojik bir sorun var. Halk beğendiği halde neden oy vermediği incelenmeli.
Bence sorun tarihsel ve köklü toplumsal önyargılarda.
***
Gelelim
Milliyetçi Hareket Partisi’ne…
MHP
için 1 Kasım sonuçları tam bir felaket…
Ancak
MHP Teşkilatlarını bu sonuçlardan tenzih ederim. Bence hiçbir suçu yok
Ülkücülerin…
Bence
suç 7 Haziran akşamından başlayarak her şeye “hayır” diyen Genel başkan Devlet
Bahçeli’dir.
Devlet
Bahçeli, partisinin önünü açmalı ve genel başkan koltuğunu bırakarak “onursal
genel başkanlık” sıfatıyla yetinmeli.
MHP
merkez sağın da sığınabileceği, kamuoyunun da takdir ettiği isimlerin yer aldığı
bir liste başa gelmeli.
***
HDP’nin
durumu da vahim…
“Bize
ödünç oy verenleri utandırmayacağız” demişlerdi.
5
ayda tükettiler, avanslarını…
İmralı
ile Kandil arasında sıkışıp kaldılar. Hem onlarla çeliştiler hem de halka
kendilerini anlatamadılar.
Şimdi
ciddi bir özeleştiri yapıp, terör ve şiddetle aralarına büyük bir mesafe
koyamadan da düzelmezler.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder