Önce
bir tespit:
Adına
küreselleşme denilen süreçte, “karın
maksimize edilmesi” adına sermayenin önündeki tüm engeller tek tek
kaldırıldı. Hukuk ona göre dizayn edildi.
Sınırlar kaldırıldı, özelleştirmeler yapıldı, sendikalar bitirildi, işçiler
modern köleler haline getirildi.
Bunun
adı “vahşi kapitalizm”dir.
Sonucu
ise az sayıdaki kişinin anormal zenginleşmesi çok sayıda kişinin derin yoksulluğa yuvarlanmasıdır.
Tablo
bu.
Bence, vahşi kapitalizmin son yiyeceği de kendi özüdür.
Hal
böyle olunca memleketin en önemli sermayesinin en önemli isimlerinden biri olan
Ali Koç’un söyledikleri kapitalizmin
arıza sinyali verdiğinin de göstergesi sayılmalıdır.
Ne
dedi B20 İstihdam Görev Gücü Koordinatör Başkanı ve Koç Holding Yönetim Kurulu
Üyesi Ali Koç:
"Eşitsizliğin
ortadan kalkması için kapitalizmin ortadan kalkması gerekir. Ben en azından
eşitsizliğin minimum seviyeye indirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Gerçek sorun
kapitalizmdir."
Derin
yoksulluk, sistem ehlileştirmezse sisteme olan güveni tamamen eritecek.
Bu
açmazdan çıkmak için bakış açısı değişmeli. Ali Koç’un çıkışı bu noktadan çok
anlamlıdır.
Bazıları
Koç’un pozisyonuna bakıp bunu romantik,
ütopik bulmuş olabilir; “Komünistlik
yapıyor” diyenler bile olabilir ama tersinden sermaye sahiplerinin de
içinde bulundukları oyunun kurallarını beğenmedikleri düşünülmelidir.
Koç
bunu ilk kez de yapmıyor. Daha önce de, “Ben
şahsen 6 ve 8 yaşında iki çocuk sahibi bir baba olarak çocuklarımızın geleceğinden,
bu gidişata baktığımız zaman, endişe duymamak mümkün değil diye düşünüyorum.
Eminim bu da hepiniz için geçerlidir" demişti.
***
Uğur
Gürses’in de dediği gibi bu çıkışı “vicdanlı
kapitalizmin sesi “ olarak görmek bence doğru olandır.
Gürses
diyor ki, "Ali Koç’un sözleri çok
açık görünen bir olguya itiraz, ‘vicdanlı kapitalizm’ çıkışı aslında; ‘vahşi
kapitalizmin’ artık mevcut makul iş kesimini de rahatsız ettiğinin iyi bir
örneği. 20 yıl öncesine göre çok farklı bir yerdeyiz. Küreselleşme görmekten
kaçınamayacağımız bir tabloyu hep göz önünde tutuyor. Gelir ve servet
adaletsizliği sürüyor. Bu konunun küresel servetin kabaca yüzde 80’inin,
küresel yetişkin nüfusun sadece yüzde 9’unun elinde bulunduğu, 900 milyon
kişinin yoksul olduğu bir dünyada hala yeterince tartışılmıyor olması üzücü. Bu
açıdan Ali Koç’un, kabaca 18 milyon yoksulu olan ülkemizde G20 fırsatıyla bu
konuyu gündeme taşıması çok olumlu. Diğer taraftan, iş kesimi sadece konuşarak
değil sivil toplum platformlarına destek vererek de çaba göstermeli."
***
Vahşi
kapitalizmin sadece ekonomik sonuçları yok elbet…
Küreselleşen
terör ya da asimetrik savaşın
kaynağında da bu sosyo- ekonomik küresel adaletsizlik yok mu?
Sevgili
Ufuk Saka Paris’teki saldırılar sonrası sosyal medya hesabından bir tespit
yaptı:
“Bize gösterilen
fail kim olursa olsun, bu kör şiddet dilinin kaynağı da, "yöneteni"
de küresel planda mafyalaşmış kapitalizmdir. Kapitalizmin açık-gizli güvenlik
servisleri, bu ölçekteki terör saldırılarının, bazen doğrudan örgütleyerek faili,
bazen de ‘konjonktür
gereği’ sessiz kalarak işbirlikçisi
olurlar. Hedefinde nedense mesela silah tüccarları, enerji, çelik,
telekomünikasyon ya da finans baronları yoktur. Bu nevi saldırılarda nedense
hep sıradan siviller ölür. O nedenle, evet, Paris'te, Suruç'ta, Ankara gar
meydanında, her nerede olursa olsun yaşamını yitiren herkes birbirinin
kardeşidir. Fail ise bir parçası olduğumuz ve o kör tüketim şehvetiyle durup
dinlenmeden büyütüp güçlendirdiğimiz sermaye düzenidir. Yüreklerimiz bugün
Paris'te kanıyor. Peki yarın?”
***
Evet
yarın ne olacak?
Yarın
için ne yapacağız?
Ali
Koç’un bile çocuklarının geleceği için endişelendiği bir sistemi revize etmek
gerekmiyor mu?

