Kalabalıktı…
Çok kalabalıktı…
Kendisi bir tarih olan Fevziye Camii bir tarihi ana daha tanıklık ediyordu. Cami avlusundan parka taşan kalabalığın içinde asker ve polisler vakur durmaya çalışırken hemen üst avlunun kenarındaki genç kızlar ve kadınların gözlerinde yaşlar vardı.
Sessizce ağlıyorlardı.
Kaldırımlar gibi yol da dolmuştu…
Her zaman acelesi varmış gibi koşuşturan insanların mekanı Yürüyüş Yolu’ndaki mahşeri kalabalık kıpırdamadan duruyordu.
Aslında öfke olurdu hep böyle durumlarda…
Her şehit cenazesi geldiğinde öfke, acının bir adım önünde yürürdü, kortejin…
Bu kez sessizlik vardı.
Dostum gazeteci- danışman Eyüp Gencer, hatırlattı:
-Adem, bu sessizlik öfkeden de büyük bir gerginliğin adı, dedi.
Haklıydı.
Toplum artık taşıyamadığı bir yük ile karşı karşıya. Çözüm üretilmezse yaşanacak sıkıntıları tasavvur edemiyorum.
Xxx
Cizre’de şehit olan hemşerim özel harekat polisi Recep Topaloğlu, İzmit’te kılınan cenaze namazı sonrası şehitlikte toprağa verilirken ben, bundan sonra neler olacağını düşünüyordum…
Evet neler olacak.
Cevap çabuk geldi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bu konudaki düşüncelerini söyledi:
“Terör örgütü ile sonuna kadar mücadele, siyasi uzantısıyla da müzakere. Biz buna her zaman hazır olduğumuzu söyledik. Tabii ki terör örgütü ile kalkıp bizler siyasi irade olarak herhangi bir masada görüşme asla ve kat'a yapmayız. Fakat parlamento çatısı altında olan uzantıları diyeceğim artık, çünkü o da biliyorsunuz... Onlarla bugüne kadar arkadaşlarımın görüşmeleri olmuştur. Bundan sonra da onlarla biz yine görüşme yaparız, ama dürüst davrandıkları sürece. Eğer onlar da dürüst davranmazsa onlarla da görüşecek değiliz. Çünkü bizim derdimiz çözümdür. Kendi iradeleri yoksa kendi iradelerini kullanamıyorlarsa, kendi adlarına konuşmuyorlar da İmralı'nın veyahut Kandil'in ağzıyla konuşuyorlarsa gün gele artık onlarla da bunları konuşamaz duruma geliriz.”
Xxx
Bu konuşmadan üç gün önce bir dost meclisinde –gazeteci olmamıza binaen- hükümetin teröre ve Kürt meselesine bakışını sormuşlardı. O gün söylediklerimi tekrar yazmak istiyorum:
“Hükümet Kürt açılımı ya da demokratik açılım konusunda, sözlerinin arkasında duruyor. Ancak bölge halkı ve ülke kamuoyu inisiyatifi terör örgütünde ya da KCK’da sanmasın diye ipleri eline almak istiyor. Böylece özerkliğe açık uçlu açılımın bir bölünme tehlikesi yaramasının önüne geçilmek isteniyor.”
Başbakan yaşanan acının bardağı taşırdığını belirterek bu sözleri sarf etti.
Xxx
Dün cenazeden sonra o sohbeti yaptığımız dostlardan biri aradı:
“Haklıymışsın. Hükümet son şehitlerin ardından dediğini yaptı. Şimdi ne olacak?” diye sordu.
Kahin değilim ama fikrimi söyleyeyim:
Şimdi sıra BDP’de…
Onlar artık başkalarının sözcülüğünü değil de kendi içsel sesleri ile Meclis ya da kamuoyu önünde konuşurlarsa bir yılı bulmaz içinde karşılıklı genel affın olduğu bir açılım zemini bulunabilir.
Eğer BDP’liler bu sınavdan başarılı çıkamazsa Sabahat Tuncel’in İzmit’te bir Kürt anasından yediği tokadın toplumsal olanı yanaklarında patlayacaktır.
